• 0532 368 01 97
  • info [at] yusufhocamermer.com.tr
  • Ekim 23rd, 2014
  • Ömer Geçgin

Türkiye’de çeşitli renk ve desenlerde olmak üzere mermer olarak değerlendirilebilecek niteliklerde kristalin kalker (mermer), kalker, traverten, traverten oluşumlu kalker (oniks mermeri), konglomera, breş ve magmatik kökenli kayaçlar (granit, syenit, diyabaz, diyorit, serpentin vs.) bulunmakta. Bunlar, genellikle dünya pazarlarında üstün kaliteleriyle beğeni kazanabilecek mermer tiplerini oluşturuyorlar. Mermer açısından bu zenginlik Türkiye’nin jeolojik yapısında yer alan eski kristalin masiflerin varlığı ile açıklanabilir. Bugün bilinen ve işletilen başlıca mermer sahaları Batı Anadolu Bölgesinde geniş alanlar kaplayan ve esas litolojik birliğini kristalin metamorfik şistler, gnayslar, ve mermerleri oluşturan Menderes Kristalin Masifinde İzmir, Tire, Torbalı, Selçuk civarındaki mermer sahaları, Afyon, İncehisar, Eskişehir, Uşak mermer sahaları, Muğla ilinde Milas,Yatağan, Kavaklıdere çevresindeki mermer sahalarıdır.

Ülkemizde mermer, tarih boyunca değişik uygarlıklar tarafından dayanıklılığı ve estetik görünümü nedeni ile özellikle anıtlarda, görkemli yapı malzemesi olarak kullanılmış; ancak günümüzde genellikle zemin döşeme (% 36), iç (% 14) ve dış cephe kaplama (% 10) malzemesi olarak inşaat sektöründe, mezarcılıkta (% 11) ve süs eşyası (% 8) yapımında kullanılmaktadır.
Dünyadaki mermer rezervlerinin yüzde 40’ının ülkemizde olduğu tahmin edilmektedir. Bu mermer rezervine traverten, magmatik orjinli kayaçlar ve mermer olarak kullanılabilecek niteliklerde diğer kayaçlar da dahildir. Mümkün rezerv miktarı daha çok Türkiye jeoloji harita çalışmalarındaki mermer oluşumlarının tespitine de dayanmakta (Çizelge 2).
Mermer rezervi bakımından en önemli 5 ilimiz sırasıyla;

  • Balıkesir ili: 1.850 Milyon m3 (% 35,8)
  • Denizli ili: 652 Milyon m3 (% 12,6)
  • Afyon ili: 629 Miyon m3 (% 12,2)
  • Tokat ili: 410 Milyon m3 (% 7,9)
  • Çanakkale ili: 252 Milyon m3 (% 4,9)
  • Toplam rezervin yüzde 73,4’ü bu illerimizden karşılanıyor.

Devamı

  • Ekim 23rd, 2014
  • Ömer Geçgin

Dünyanın en zengin doğal taş oluşumlarının bulunduğu Alp kuşağında yer alan Türkiye, çok çeşitli ve büyük miktarda mermer rezervine sahip. Türkiye, bu kaynaklara ek olarak gelişmekte olan sanayii ve üretimde kullandığı teknoloji ile dünyanın en önemli doğal taş üreticileri arasında yer almakta. Bu önemli rezervler Anadolu ve Trakya boyunca geniş bir bölgeye yayılmış durumda. Afyon, Bilecik, Balıkesir, Denizli, Muğla, Amasya, Elazığ ve Diyarbakır rezervlerin yoğunlaştığı iller.

Türkiye’nin doğal taş ve mermer üretimi son yıllarda büyük bir artış gösterdi. Özellikle son dönemde büyük firmaların yapmış oldukları yatırımlarla birlikte entegre üretim yapan tesislerin de devreye girmesiyle işlenmiş mermer üretiminde büyük artış kaydedildi. Uygulanmaya başlanan modern ocak üretim yöntemleri ve son teknikler sayesinde Türkiye, dünya doğal taş üretiminde lider yedi büyük üretici ülkeden biri konumuna geldi.

Üretimin tamamına yakın kısmı özel sektör tarafından gerçekleştirilen mermer madenciliğinde yıllık blok üretimi 3,000,000 ton civarında; işleme tesislerinin toplam plaka üretim kapasiteleri ise yaklaşık 13 milyon m2.

Dünya mermer rezervi bakımından önemli bir yeri olan Türkiye, 400’e varan renk ve doku kalitesine sahip mermer çeşitleri ile pazar şansı çok yüksek bir ülke.
Doğal taşların, yapı ve dekorasyon malzemesi olarak kullanılmaya başlanması, dünya doğal taş üretiminin de artmasına neden oldu. Özellikle son on yılda görülen artış, kazanım ve işleme teknolojisindeki gelişmelere paralellik gösteriyor. Giderek daha mükemmel hale getirilen işleme teknikleri ile taş, daha kolay ve ekonomik olarak istenen şekilde işleniyor ve birçok yeni kullanım alanı buluyor.

Doğal taştan yapılan malzemelerin mimar ve dekoratörler tarafından daha fazla tercih edilmesi dünyadaki tüketici sayısının da artmasına neden oluyor. Bunun yanı sıra piyasa fiyatlarının önemli ölçüde düşmesi, ekolojik ve estetik görünümlü malzemelere olan ilginin artması tüketimin artmasına yardımcı olan faktörler. Uzmanlar gelecek yıllarda bu gelişimin süreceği tahmininde bulunuyorlar. Günümüzde yedi önemli doğal taş üreticisi ülke, dünya üretiminin yüzde 70’ini gerçekleştiriyor (Çizelge 1).

Devamı

  • Ekim 23rd, 2014
  • Ömer Geçgin

Mermer Nedir?

Genel anlamda mermerler; kalker (CaCO3) ve dolomitik kalkerlerin (CaMg(CO3)2) ısı ve basınç altında metamorfizmaya uğrayarak, tekrar kristalleşmesi sonucunda yeni bir yapı kazanmalarıyla meydana gelen taşlardır. Endüstriyel anlamda; kesilip parlatılabilen ve ticari değeri olan her türlü kayaç, mermer olarak adlandırılmaktadır. Petrografik olarak mermerler; masif, kabaca tekdüze irilikte (geçirdiği metamorfizma şekline göre) kalsit kristallerinin arasında boşluk bırakmaksızın dirildiği bir mozayiktir. Mermer kalker olarak anılan kireçtaşının metamorfizma geçirmesinden oluşmuş sert bir kayaçtır. Bu genel metamorfizma, oldukça derinlerde şiddetli basınç ve sıcaklığın etkisiyle olmaktadır. Mermerin esasını oluşturan kalker kalsit kristallerinden oluşmaktadır. Kalsit, kalsiyumlu taşların değişmelerinden, karstik bölgelerdeki çökeltilerden meydana gelir. Mermer bu kalsit kristallerinin sıkışması sonucu meydana gelir. Basınç ve sıcaklık altında kristaller arasındaki boşluklar ortadan kalktığından, kalkere göre daha sert bir yapıya sahip.

Devamı

  • Ekim 23rd, 2014
  • Ömer Geçgin

Tarihçe

Adada ilk yerleşme, antik çağda Miletoslularca olmuş. Adada deniz kolonileri ile bağlanan yerleşim, 15.yy’dan itibaren de Türklerle devam etmekte. Ada halkının çoğunluğu oluşturan Rumlar, yüzyıllarca Türklerle yan yana yaşamışlar. Lozan Anlaşması Mübadele maddesi hükümlerince Rumlar, Yunanistan’a gitmek zorunda kalınca adaya özellikle Karadeniz Bölgesi’nden gelenler ile Girit Adası’ndan mübadele ile gelenler yerleştirilmiş.
Antik ismi Prokonnesos olan ada, Kyzikos ile birlikte Delos deniz birliğine bağlanmış. İlk çağlardan bu yana mermer yatakları nedeniyle ülkeyi imar etmek isteyen Roma ve Bizans İmparatorluğu’nun en ünlü komutanlarının ilgisini çekmiş. Osmanlı döneminde de yapılan cami ve sarayların mermerleri buradan sağlanmış.

Antik dönem ocaklarında yapılan arkeolojik çalışmalardan elde edilen verilere göre, Marmara Adası’na dışarıdan gelip yerleşen Sisam ve Miletoslular adada ilk yerleşimi kurmuşlardır. Miletos’ an gelenler adanın kuzey doğusunda bulunan zengin mermer yataklarını keşfedip işlemeye başlamışlardır. M.Ö. 560-550 yıllarında yapılan Helenistik dönem tapınaklarının en büyüğü olan ünlü Artemis Tapınağı’nın sütunlarının bir kısmı Marmara mermerinden yapılmıştır.

Roma Dönemi

Miletos Roma Döneminde Marmara Adası mermer ocakları yoğun bir faaliyet göstermiştir. Bu dönemde mermer ocaklarında mimarlık ve heykeltıraşlık eserleri üretilerek Roma ticaret gemileriyle tüm Anadolu, Adriyatik, Akdeniz ve Karadeniz kıyılarına sevk edilmiştir. Marmara mermeri sadece bloklar halinde veya yarı işlenmiş olarak gönderilip, süsleme ve işleme ayrıntıları ulaştığı yerde yapılırdı.

Bizans Dönemi

Bizans döneminde kilise ve manastır mimarsinde kullanılan sütun ve sütun başlıkları çoğunlukla Marmara Mermerinden yapılmıştır. Ayasofya ve Aya İrini’de bu tip başlıklar bulunmaktadır. Bizans döneminde ocaklardan çıkarılan bloklar yarı işlenmiş ürün yerine tam işlenmiş mamule dönüşerek sevk edilmiştir. Marmara Adası’nda Bizans döneminde mermer işleme tekniğinin ne kadar geliştiğini gösteren en önemli bulgu Harmantaş mevkiinde bulunan, ağırlığı 180 tona yaklaşan 4,45 metre çapındaki sütundur. Getirilmek için yerinden oynatılırken çatladığı için sevkiyatı yapılmamıştır.

Osmanlı Dönemi

Osmanlı dönemi mimarisinde taş işleme sanatı zirveye çıkmıştır. Bu dönemin mimari eserlerinden Süleymaniye Camii, Dolmabahçe Sarayı, Çırağan Sarayı ve bu eserler gibi birçok eserde dönemin mimarlarının öncelikli tercihi Marmara mermeri olmuştur. Mermeri; yapıtaşı, sütun, taşıyıcı eleman, duvar kaplaması, yer döşemesi ve süsleme malzemesi olarak kullanan mimarlar Marmara’nın mermerine ayrı bir önem vermiştir.

Devamı